Bugün Türkiye yine bir kadın cinayeti ile sarsıldı. Bu sefer de Gaziantep’ten bir haber yürekleri burktu. Henüz yargı kararını vermedi ama cinayet gibi duruyor.
Sosyal medyada da bir slogan tekrar yayılıyor. “Kızını koru oğlunu eğit.” Aslında çok yerinde bir çözüm yolu. Ancak Türkiye’de işlemiyor işte. Çünkü çok küçük bir azınlığın doğru düzgün bir eğitim anlayışı var. Ülkenin geri kalanının eğitimden anladığı şey yalnızca diploma sahibi olmak.

Peki bu durumda neler yapılabilir? Yani eğitim trenini kaçırdığımız ortaydayken hala eğitim vurgusu yapmanın faydası var mı? Bence yok. Çünkü karşımızdaki insanları kendimiz gibi değerlendiriyoruz. Halbuki onlar insanlığı çok yanlış yorumlamış, belki fazla kaçabilir ama insanlıktan nasibini almamış kişiler.
Bunların eğitimi ailede olmaz. Bu tiplerin eğitimi mahkemede ve cezaevlerinde olur. Tıpkı Özgecan Aslan davasındaki gibi toplumsal birlik beraberlikle ve “cezalandırma” ile olur. Primitif canlılar ödül ve ceza sistemiyle öğrenirler.
Burada başka bir sorun ortaya çıkıyor. Yargı acaba çok mu müsamaha gösteriyor? En son yapılan anketlerde insanların yargıya güveni %30 dolaylarındaydı. ¹ Bu bize şunu söylüyor: Aslında insanlar yargıya güvenmiyorlarsa suç işlediklerinde ceza alacaklarına da inanmıyorlar demektir veya en azından yargı kararlarının toplum vicdanında karşılığı olmadığını.
Sorunlarımızı kısa dönemde ancak ağır tedbirler ile çözebiliriz. Yeni cinayetler yaşanmaya devam ederken İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak değil.
Ama hükümete göre hala erkekler mağdur. ²
Bu daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz Şeriatçılığın irticanın devlet politikasına dönüşmesi ile ilişkili elbette. Şeriatçılıkta güdülecek bir nesil yetiştirmek ve binaenaleyh erkek üstün bir toplum yaratma sevdası ve kadınların zamanla gelecek düzenlemelere ve hak mahrumiyetlerine alıştırılması çok tuhaf ve görülmemiş şeyler değildir. Erkekler bu çağ dışı sisteml kadınları ezmekte, erkekleri ise devlet kontrol altında tutmaktadır.
Umarım birileri aklını başına devşirene kadar çok kayıp vermeyiz ve bu karanlık dönemleri bu şekilde geçiririz.